|
|
Makaleleler
1925 te, 677 sayılı yasayla, Alevi tekkeleri kapatılınca, burdaki kitapların, müzik aletlerinin vs ne olacağı sorunuyla yüz yüze gelinir. Bu İçişleri Bakanlığına (Dahiliye Vekaleti) sorulur. Bakanlık koltuğunda o günlerde meşhur Şükrü KAYA oturmaktadır. Konuyla ilgili bir genelge çıkarılır. Bu genelge Resmi Gazetenin 248 nolu sayısında yayınlanır.
Bu bilgiye ben, Johon Kıngley BİRJE'nin "BEKTAŞİLİK TARİHİ" adlı kitabında bir dip notda rasladım. Merak edip Resmi Gazetenin bu sayısının bir kopyesini TBMM kutuphanesininden edindim. Ekte bu gazetenin fotoğrafları yer almaktadır.
Görüldüğü gibi Resmi Gazete o zaman tedavülde olan (kullanılan) eski alfabeyle yazılmış. Bu günün kuşağının bunu okuması mümkün değil. Bu alfabeyi okuya bilen iki ayrı kişiye bunu okuttum. Birine bilinmeyen sözcüklerin sözlükteki karşılıklarınıda yazdım. Şimdi bunların tümünü birlikte gönderiyorum.
Bu kitapları araştıracak arştırmacılar buraladan iz sürerek bunlara ulaşabilirler. Bunun bu anlamda işe yarayacak gerekli bir bilgi olduğuna inanıyorum.
Bunlar internet sitelerinde yayınlana bilirlerse iyi olur diye düşünerek hepsini birlikte gönderiyorum. Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazetenin bu fotoğrafları Alevi Yolda yayınlandı. Bunların okunamadığını düşünerek çözümlerini de birlikte göndereyim diye düşündüm.
Not: Bilindiği gibi 1925 te Konyadaki Mevlana tekkesi kapatılmaz. Bu yüzden Alevi tekkeleri kapatılınca dedim.
Selamlar.
Ali Rıza Aydın
|
|
|
Cemevi cami dedeler imam
Hubyar.net tarafından yazıldı
Cumartesi, 13 Şubat 2010 07:33
|
|
|
|
ALEVİ Çalıştayı’nın sonunda uçuşan birtakım (kısıtlı da olsa) vaatlerin havada kalacağından kuşku yok. Anlaşılan, bir türlü Sünnileştirilemeyen Aleviler, bu kez farkına da vardırılmadan, Şiiliğe yatkın hale getirilmek amaçlanıyor. Bu, Şiileri, Humeyni rejiminden sonra ancak sayan Diyanet’in de kabulleneceği bir çözüm olur. Böylece Aleviler de Müslüman sayılır ve herkes de rahatlar. AKP de başarmış olur!
Alevi sorunlarını Sonuç Çalıştayı’nda görüşen katılımcılara şöyle bir bakarsak: Bir tarafta; Alevi inancını hiçbir zaman benimsemeyen ve cemevlerini dışlayan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uzantıları ile İlahiyat Fakülteleri’nde Emevi İslamı’nın öğreticisi durumunda olan (Yavuz’un Şeyhülislamı Ebu Suud’un ardılı) ulema. Diğer tarafta ise; önceki çalıştaylara katılanlar arasından Sayın Bakan’dan iyi not almış olanlar ile (içlerinde bir zamanlar SP’den aday olmuş olanlar da dahil) kendisinin ‘önder’ olduğunu, ‘dede’ olduğunu savlayan kimi Alevi dostlar!.. Zaten son zamanlarda ortaya çıkan ve kendisini ‘dede’ ve ‘Alevi önderi’ sayanların, Çalıştay sayısına uyum sağlamak için(!) oldukça artış gösterdiği gözden kaçmamaktadır. Alevi/Türkmen inancı ve kaderi üzerinde yapılan bu onur kırıcı pazarlıkta kendisini ‘yetkili önder’ sayanların, bu yetkiyi kimden aldıklarının sorgulaması da Alevilerce ayrıca yapılacaktır ve yapılmaya da değer...
|
|
TARİHSEL BİR FİRSAT KAÇARKEN
Hubyar.net tarafından yazıldı
Çarşamba, 27 Ocak 2010 11:40
|
|
|
|
ALEVİ ÖRGÜTLERİ ARASINDAKİ KAVGANIN SONUÇLARI
İBRAHİM BAHADIR
Her toplumun hayati önem taşıyan çeşitli zaman dilimleri olur. Aleviler açsından bu günlerde öyle bir zaman dilimi. Aleviler açsından tarihte örnekleri oldukça sınırlı olan böyle bir süreç günümüzde heba edilmek üzere olduğu görülüyor. En azından Alevi örgütlerinin çizdiği performans ve yaptıkları göz önünde bulundurulduğunda devletin ne kadar şanslı olduğunun bir kez daha farkına varıyoruz. Bir Alevi olarak yüreğim yanıyor.
Alevi açılımı çalışmasında bir ön aşama olarak düzenlenen Alevi çalıştaylar serisi artık sona gelindiğini düzenleyeler tarafından açıklanmaktadır. Başta umut verenlerin gerçek niyeti daha sonra çalışma ilerledikçe açığa çıkıyor. Adı ve muhatabının Aleviler olduğu söylenen bu açılımın muhatabının hiçte Aleviler olmadığı başlangıçtan bu zaman kadar sürdürülen çalışmalar bizlere gösterdi.
|
Aleviler ; kendi tarihlerinde ilk kez, politik zeminli, ideolojik bir iç bölünme yaşıyor. Bir kısmı, kendisi olmak,kendisine özgü tüzel ve özel politik kimlik ve kişilik yaratmak için mücadele ederken, bir kısmı da onlarca yıldır olduğu gibi bu gün de kuyrukçuluk yaparak, Alevileri, sistem partilerinin yedeğine takma çalışmalarına devam ediyor. Bu yeni ve önemli bir yol ayrımıdır. Aslında yol ayrımı, sadece kendi özel ve tüzel kişiliğine bir kimlik oluşturanlar için geçerlidir. Kuyrukçuluğa devam diyenlerin yeni bir şey yaptıkları ya da denedikleri yok. Onların bir kısmı, yıllar önce olduğu gibi, CHP-MHP’nin kuyruğuna, bir kısmı da AKP’nin kuyruğuna takılmaya devam ediyor.
|
|
BİR HAYALİMİZ VAR
Hubyar.net tarafından yazıldı
Salı, 08 Eylül 2009 09:16
|
|
|
|
Sivrialan’da öğretmenlik yaptığım, 70’li yıllarda, Kazım Usta diye sevip, saydığımız bir dostumuz, arkadaşımız vardı.
Hayallerin konuşulup, tartışıldığı bir gün, bu tartışmadan hoşnut kalmamış ya da eksik bir yanı olduğunu düşünmüş olmalı ki;
—Oğlum hayalin de hakkını verin, küçük hayallerin peşinde koşmayın, olacaksa hayalleriniz de büyük olmalı, benzeri bir eleştiri de bulunmuştu.
Kazım Ustanın bu eleştirisini yeri geldikçe hatırlar, arkadaşlarla da paylaşmaya çalışırım.
Dün Ankara’da yapılan, ABF nin başlattığı; “Nasıl Bir Türkiye İstiyoruz” konulu toplantıda, bir arkadaşımızın konuşması sırasında;
—Ütopyalar öldü mü? Bizim de bir ütopyamız olmalı, diye açıklamasının ardından, rahmetli
Kazım Usta’nın, (Kazım Koçyiğit) söylediklerini yeniden hatırladım.
|
|
İftardan çalıştaya, açamadığımız Aleviler
Hubyar.net tarafından yazıldı
Pazartesi, 20 Temmuz 2009 08:24
|
|
|
|
Yrd. Doç. Dr. AYKAN ERDEMİR* / İftarla açamadığımızı bu kez “Alevi Açılımı” ile çözmeye niyetliyiz. Neyin açılacağını ve bu sırada neyin kapanacağını tam olarak anlamasak da büyüklerimize güveniyoruz. Durmak yok, açılıma devam
Yüzde 99’u Müslüman olan şu cennet vatanda başımıza nereden musallat olduğu belli olmayan bir iç mihrak, cümlemizi endişelere gark etmekte. “Alevi Sorunu” denen bu kördüğüme İskender’in kılıcıyla nice vurduysak bana mısın demedi. Her şeye rağmen mahallelide huzur bırakmayan bu düğümü eninde sonunda çözeceğimize imanımız tam. İftarla açamadığımızı bu kez “Alevi Açılımı” ile çözmeye niyetliyiz. Neyin açılacağını ve bu sırada neyin kapanacağını tam olarak anlamasak da büyüklerimize güveniyoruz. Durmak yok, açılıma devam.
ÖNCE ALEVİLİK KONUSUNDA UZLAŞI GEREK
|
Bektaşi erenleri, emektar bağlamasını tamir için kasabaya getirmiş,, müzik aleti vs. satan bir dükkana dalmış,, - Usta şu sazımın telleri, perdeleri, döşü gitti bir bakar mısın,, demiş..
Usta yanındaki çırağa: - Oğlum koş, Ömer’in dükkandan tel, Bekir’in dükkandan perde, al gel.. Bektaşi dönüp duvarda aslı ‘’Osman Utsa’’ levhası görünce... – Vazgeçtim şu sazımı geri ver,,, Ömer’den tel,, Bekir’den perde gelecek,, Osman yapacak,, bu garipte onu çalacak ha.. demiş..
İzzettin hocaefendi,,, biraz Sünni İslam, biraz Şii İslam,, biraz milliyetçi Türk İslam, toplamış,, sözde Alevi ders kitabı hazırlamış,, bizim çocuklarda onu okuyacakmış,, ha, ha, bıraksana sen,, hocaefendi.. Osman olduktan sonra, Ha kanlı Osman, ha Şanlı Osman,, ha İzzettin Dogan.. Bilinen İslam olduktan sonra, ha ılımlı İslam,, ha katı İslam,, ha Sünni-ha Şii İslam,, ha Alevi Türk İslam,, ha İzzet-din Doğan hocaefendi, ha onun filozofu Fetoş..
|
|
Hızır İnancı
Hubyar.net tarafından yazıldı
Pazar, 15 Şubat 2009 10:35
|
|
|
|
Hızır Orucu Tutuluyor
Alevilerce 13-14-15 Şubat tarinde tutulan Hızır Orucu tutulmaya başlandı. Anadolu Alevilerinde önemli bir yere sahip olan Hızır Orucu başladı.
Hubyar Ocağında 3 gün sonrasında 4 gün daha ilave edilerek 7 gün olarak tutulan Hızır Orucu esnasında lokmalar yeniliyor, cemler yapılıyor.
Bir Hubyar Ocağı mensubu olan Cemal Şahin’ in Hızır Orucu ile ilgili yazısını yayınlıyoruz.
|
|
|
|
|
|
|
|