Avr.Birl.ve Alevi Örgütleri

AB SÜRECİ ve ALEVİ ÖRGÜTLERİ

AB Komisyonu, Haziran / 1998 tarihinde yaptığı Cardiff Zirvesi’nden sonra Türkiye hakkında rapor hazırlayarak (İlerleme Raporu) bu raporu Ekim/ 1998’de AB Konseyine sunmuş olup, bu ve bundan sonraki düzenli İlerleme Raporlarında din, inanç ve vicdan özgürlüğü konusunda Alevilere ve Alevilerin çözüm beklediği konulara yer vermeye başlamıştır.

· 1998 Yılı İlerleme Raporunda

“ Türkiye’nin Alevi Müslümanları en az 12 milyon kişi olarak tahmin edilmektedir. Sünni din adamlarının aksine, hükümetten maaş alan Alevi din adamları yoktur.”

· 1999 Yılı İlerleme Raporu

Din özgürlüğü bakımından Lozan Antlaşması ile tanınan dinsel azınlıklar ve diğer dinsel azınlıklar arasında bir muamele farklılığı hala mevcuttur.”

· 2000 Yılı İlerleme Raporu

“ Alevilere yönelik resmi yaklaşımda her hangi bir değişiklik olmadığı görülmektedir. Alevilerin şikayetleri yalnızca Sünni camileri ve dinsel vakıfların inşası için mali destek sağlaması yanında, okullarda ve ders kitaplarında Alevi kimliğini yansıtmayan zorunlu din eğitimi verilmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu konular son derece duyarlı, ancak bunlar hakkında açık bir tartışmaya girmek mümkün olmalıdır”

· 2001 Yılı İlerleme Raporu

“Sünni olmayan Müslüman toplulukların durumunda iyileşme olmamıştır. Alevilere yönelik resmi yaklaşım değişmemiştir. Alevilerin sorunlarına Diyanet İşleri Başkanlığı’nca ilgi gösterilmemiştir. Alevilerin şikayetleri, okullarda ve ders kitaplarında Alevi kimliğini tanımayan zorunlu din eğitimi verilmesiyle ve yalnızca Sünni camileri ve dinsel vakıfları için mali destek sağlanmasıyla ilgilidir.”

· 2002 Yılı İlerleme Raporu

“Şubat ayında Alevi ve Bektaşi Kuruluşları Birliği Kültür Derneği, Anayasa’nın 14 ve 24. maddeleri ve Dernekler Yasası’nın 5. maddesi uyarınca, Alevi ve Bektaşi adı altında dernek kurulamayacağı gerekçesiyle mahkemece kapatılmasına karar verilmiştir. Derneğin başvurusu üzerine kararın uygulanması Yargıtay kararına kadar bekletilmektedir.(….)

Zorunlu din dersleri, farklı dinlere ait açıklamalar içermektedir, bu açıklamaların çoğu dini azınlıklarca sübjektif ve yanlış bulunmaktadır. (….)

Aleviler konusunda gelişme olmamıştır.”

· 2003 Yılı İlerleme Raporu

“ Sünni olmayan Müslüman toplulukların durumuna ilişkin olarak, Aleviler konusunda bir değişme olmamıştır. Nisan / 2003’ te daha önce kurulu bulunan Alevi Bektaşi Kuruluşlar Birliği’ne, çalışmalarını sürdürmesine olanak tanıyacak bir hukuksal statü tanınmıştır. Bununla birlikte Alevilerin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda temsil edilmesi ve Alevi kimliğinin okullardaki zorunlu din eğitiminde tanınmaması konusunda sorunlar sürmektedir.”

2004 yılına kadar ki İlerleme Raporlarındaki Alevilere ilişkin değerlendirmelerdeki yetersizlikler, Alevi örgütlerinin yıllardan bu yana ileri sürerek savundukları görüşleri ve istemleri yansıtmaması ve yanlış değerlendirmeler nedeniyle ve sürece katkı sağlamak için, Alevi örgütleri (ABF ve AABK)(*) 2004 İlerleme Rapor’u öncesi çaba ve girişimlerini yoğunlaştırarak sürdürdüler.

6 Ekim 2004’ te açıklanan İlerleme Raporunda Alevilerle ilgili olarak “Sünni olmayan Müslüman azanlıklara gelince, durumlarında bir değişiklik olmadığı görülüyor. Aleviler, dini bir topluluk olarak resmen tanınmamaktadırlar. İbadethane açmakta zorluklar yaşamaktadırlar. Zorunlu din dersleri, Sünni olmayan kimliklerin öğrenilmesinde sorunlar yaratmaktadır. Bir Alevi, öğrencinin velisi zorunlu din dersleri konusunu AHİM’ne götürmüştür. Bir çok Alevi, laik bir devlet olan Türkiye’nin dinlere eşit davranmasını ve belirli bir dini grubu, (Sünniliği ) Diyanet aracılığıyla halen yapmakta olduğu gibi desteklememesi gerektiğini istiyor.” denilmekteydi.

İlerleme Raporunun çıkmasını ve “neler yapılacağının” ona göre saptanmasını bekleyen Alevi örgütleri 9/10 Ekim 2004 tarihinde Ankara’da birlikte bir toplantı yaparak alınan kararları 11 Ekim 2004’te bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdular.

23 Ekim 2004’te de Almanya’nın Köln kentinde AABK örgütlülüğü ve ABF

temsilcilerinin katıldığı ikinci toplantı yapılarak alınan kararları 24 Ekim 2004’te bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdular.

Her iki toplantıda da Alevi kimliğinin tanınmasında önemli bir kritik nokta olan Cemevleri konusunda CEMEVLERİ ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİDİR imza kampanyasının açılması kararlaştırıldı. Türkiye de toplanan 450 bin imza birer üst yazıyla birlikte 14 Aralık 2004 tarihinde T.C. Cumhurbaşkanı ve T.C. Başbakan’ına, Avrupa da toplanan 150 bin imza da 15 Aralık 2004 tarihinde Avrupa Parlamentosu Başkanı’na sunuldu.

Ayrıca imza kampanyası çerçevesinde Türkiye’deki sol siyasal partiler, sendikalar, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve gazeteler ziyaret edilerek imza kampanyasının nedenleri ve amacı anlatıldı, hazırlanan dosyalar sunularak demokratik bir Türkiye için kendilerinden destek ve katkı istendi.

11 Kasım 2004 tarihinde Alevi örgütleri (ABF ve AABK) bir bildiriyle “Sünni olmayan Müslüman azınlık”, tanımlamasının yanlış olduğunu, bunun yerine “Aleviler” denilmesinin daha uygun olacağını Avrupa Parlamentosu’na bildirdiler ve konu AP Dışişleri, İnsan Hakları, Güvenlik ve Savunma Komisyonu’nun gündemine getirildi. Komisyon :

· “Aleviler yasal olarak tanınmalı ve yasalarla güvence altına alınmalı

· Cemevleri resmen Alevi ibadet merkezleri olarak kabul edilmeli

· Din dersleri Sünni öğretiyle sınırlı olmamalı, diğer inançları da kapsayan seçmeli ders olmalıdır.”

biçimindeki görüşünü AP’ya tavsiye kararı olarak bildirdiler. Bu karar AP’nun 15 Aralık 2004 günlü oturumunda tartışılarak Avrupa Birliği Konseyi’ne sunuldu. Konsey, sunulan belgeyi Aralık Doruğu’ nda onayladı.

43. Paragrafın Alevilerle ilgili maddesinde;

“Avrupa Parlamentosu bir kez daha Türkiye’yi, azınlıklara ve dini topluluklara uyguladığı ayrımcılıklara ve dayattığı zorluklara son vermeye çağırır. Alevilerin yasal olarak tanınmasını ve yasal korunma altına alınmasını, cemevlerinin inanç merkezleri olarak resmen kabul edilmesini, din derslerinin Sünni öğretiyle sınırlandırılmaması ve seçmeli ders olmasını savunur ve talep eder.” denilmektedir.

AB’nin aldığı bu kararla, Türkiye’deki “tekçi anlayış” ve “Türk-İslam sentezi” anlayışları yerine çok kimlikli, çok inançlı ve çok kültürlü bir Türkiye’nin kapısının aralanmıştır.

“Şimdi görev bu kapıyı ardına kadar açmayı başarabilmek ve kalıcılaştırabilmektir. Ezilen ve mağdur bırakılan Aleviler, diğer ezilen kesimlerle buluşarak öncelikle “AB sürecinin anlam ve önemini kavramak için bilgilenme faaliyetine girişmek, süreçle ilgili politikalar geliştirmek, uygun tavır, tutum ve davranışları saptamak gibi görev ve sorumluluklarla karşı karşıyadırlar.” (21)

17 Aralık kararı ile birlikte toplum olarak yeni bir dönem ve sürece girmiş bulunuyoruz. Eğer “yeni” toplumsal bir amaç ve ulaşılması gereken bir hedef ise ona göre de yeniden yapılanmak ve araçlar kullanmak gerekir.

Bu bağlamda da Alevi örgütlerinin bu sorumluluk bilinci içinde değişen / gelişen yeni bir dünya içinde hazırlanması, sağlıklı bir yapılanmaya gitmesi, uzun erimli bir mücadeleye hazır kadrolara kavuşması ve vizyon sahibi olması gerekiyor.

Bu sayfa 329 defa görüntülenmiştir.



ANA MENÜ
  :: Ana Sayfa
  :: İletişim
  :: Forum
  :: Eski Site Arsiv1
  :: Eski Site Arsiv2
 
DERNEĞİMİZ
  :: Tüzük
  :: Yönetim Kurulu
 
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Alevilerden yeni anayasa önerileri Yeni Anayasa konusundaki önerilerimizi Anayasa uzlaşma komisyonuna sunduk. Alevilik Sünnilikten ve Şiilikten farklı bir inanctır Kabul etmeseler de Alevilerin İslam algısı budur
 
FOTO GALERİ
 
VİDEO GALERİ
 

Hubyar.Net ten izinsiz kopyalanamaz.

Adres : Okmeydanı, Fatih Sultan cad.No.109 BEYOĞLU / İSTANBUL/ TÜRKİYE
Tel :0212 254 02 02
Faks : 0212 255 56 06