Ozanlarımız
ABDAL DEDEM (Der Abdal)
Bu mahlasla deyiş söyleyen birden fazla kişi olduğu bilinmektedir. Bunlardan birisinin Hubyar’ ın bizzat kendisi (II.Hubyar) olduğu belirtilmektedir. Bu mahlasla deyş söyleyen diğer kişinin ise Tatlı Derviş olduğu anlatılmaktadır. Bu deyişler birbirine girmiş ve karıştırılmış durumdadır.
HUBYAR SULTAN DESTANI
Arşullahda otururdu ya Resûl
Kerbela Çölü’nde olan savaşun
Cümle kulu farkederdi ya Resûl
Göründü gözüne çölü dedüler.
Şu cihanda gezer idi tüm ruhlar
Onların mekanın bilir arifler
Ta ezelden sırda idü güruhlar
Değmeden bilir mi hali dedüler.
Doksan bin er danuşuğa geldüler
Onlar hesabını orda kurdular
Cümle erler hep nasibin böldüler
Budur evliyanın yolu dedüler.
Kadıncık ana der daha er vardur
Daha özge kisbi güzel kâr vardur
Hak batın Ali türlü sır vardur
Gönderin Selman’ı gelir dedüler.
Gözlekçüde destur aldı yürüdü
Bir mübah dağ gördü eğlendü durdu
Bir kol uzattılar bir tek el gördü
Bu gelen kudretin eli dedüler.
Devran ettü cümle âleme vardu
Dolandı cihânı takadu durdu
Suluca Höyük’te güvercin gördü
Öter Ali İmran dili dedüler.
Niyaz etti ordan yana yürüdü
Evel bir çift idi sonra bir gördü
Buyurun erenler istiyor dedü
Arifler kıramaz teli dedüler.
Gözlekçü de ordan erlere geldü
Eyvallah deyüben hem dara durdu
Gördüğü hikmeti vasfeyle dedü
Dava eyledün mi eri dedüler.
Dedüler az çoğamı çok azamu
Şimdi gönderelim alur şahinü
Endim seyredelim şahin yuvanu
Herkes hizmetini bülür dedüler.
Dedü ki er ere böyle kıyar mu
Dedü ki er ere hışım eder mü
Sayru olan bu sırları duyar mu
Oda yoluyunan olur dedüler.
Göverçin dal üstünde dururdu
Güzel gözlerini erlere döndü
Çıraklar karadı poslar yörüdü
Besbelli ki bizden ulu dedüler.
Hâce Ahmed tercüman alma anca
Sevgi ile ceme Selman gelünce
Bektaş-i Veli de niyaz kılunca
Budur hasbahçenin gülü dedüler.
Hü dedüler oturdular demünce
Hızır dedem bile idi yanunca
Aşuğuyam yaşlar vardır didemce
Bahri olan yüzer gölü dedüler.
Çok muhabbet etti mana aştular
Cümle erler orda ikrarlaştılar
Nasibe düşeni hem bölüştüler
Ahmed Yesevi’de alır dedüler.
Hubuyar’ım doğru yolu alırum
Özünüzü Hak turabı bilirüm
Sizin payınızdan gani olurum
Helal al rızanın yolu dedüler.
Söyleştiler ki bu yol cümlemizün
Yola müstahak hal cümlemizün
Bu yolun sahibi ikrârımızun
Soluğu sayan yolu alır dedüler.
Dedüler bu yolun soluğu sağdur
Bu yola gidenin hep yüzü ağdur
Bu yolun ötesi bir azimşardur
Bu şardan verilür dolu dedüler.
Hak Muhammed Ali ismi anıldu
Erler hep solukta gayet biridü
Hâce Ahmed sağ soluğa bağladu
Soluk bilen yolu bulur dedüler.
Ortalığa darı çeci kurulsun
Sırr-ı Seddar bu meydanda bilinsün
Ulu kimdir gözümüze görünsün
Ezeli Bektaş-ı Veli dedüler.
Erler postunattı eğlenmez zerre
Eyvallah edüpde bağlandu darda
Bektaş-i Veli’ye gelince sıra
Attı Postun durdu beli dedüler.
Sultan Hâce Ahmed beraber oldu
İki gönül bir olup niyazi verdü
Erler orda gerçek uluğun bildü
Budur evliyanın yolu dedüler.
Dediler Erlere tarığa yatun
Koyman gümanınız bir etek tutun
Bir olun birlikte ikrara yatun
Budur evliyanın şarı dedüler.
Cümle erler orda tarığa yattu
Hubyar Sultan anda tarığın tuttu
Engine konup gönüle yettü
Budur Hünkâr’ının gülü dedüler.
Dediler Hubyar’a sende gel uğra
Eyvallah deyüp bağlandı dara
Üç kere çalınca açıldı yara
Bu kan ne hikmettir gülüm dedüler.
Ol demde cümlesi dedüler Ali
Hubyar' ımsın dedi saruldu Veli
Yine sendeymiş yaremin gamı
Dertlilere derman olun dedüler.
Çok muhabbet eyledüler sır oldu
İki uruf bir cesette göründü
Matahlar derç oldu güfer verüldü
Bizi ayrı bilen deli dedüler.
Erler kalktı meskenine yürüdü
Herkes o anda yurdunu buldu
Gönüller bir olup semaha girdü
Özünü görene beli dedüler.
Hubyar Abdal,Hakk’ı bilen sultansın
Nice düşmüşlerin elin alansun
Bunalana dar günleri gelensün
Dertlilere derman olur dedüler.
Tatlı Derviş (Abdal Dedem-Abdalıyam)
Abdal Dedem – Der Abdalım – Abdalıyam mahlaslarıyla deyişler söyleyen ozanlarımızdan birisi de Tatlı Derviştir. Tatlı Derviş 19 yy da yaşamıştır. Hubyar Dedelerinin bir çoğu bu kişiyi kendi Dedelerinden duymuşlar ve dinlemişlerdir. Tatlı Dervişle ilgili bilgileri bir çok Hubyar Dedesinden dinledikten sonra son olarak doğrudan bu şahsın torunu olan Hüseyin Culhacı ile görüşmeye karar verdim. Okmeydanındaki evinde ve Okmeydanı Alevi Kültür Merkezinde birkaç defa görüştük. Oldukça yaşlı olan Hüseyin amca Dedesiyle ilgili olarak duyduklarını heyecanla anlattı. Kendisini hiç görmemiş Babamı bile zor hatırlıyorum diyor. “ Dedem bir gün yanında Emirin Mehmet, Kelle Baba ve ismini hatırlayamadığım 4-5 atlıyla birlikte Hacı Bektaş dergahına gitmişler . Dergahta Cemalettin Ulusoy ‘ un bulunduğu zamanlarmış. Cemalettin Efendiye Hubyarlılar geldi demişler. Buyur etmiş. Dergaha geçmişler. Eğer Hubyar’ ın evladıysanız Dedenizin postunu tanırsınız demiş. Tatlı Derviş göv eşiğe niyaz ettikten sonra başlamış söylemeye. Tatlı Derviş söyledikçe Asılı bulunan postlardan 3. Post sallanmaya başlamış. Cemalettin Efendi bu durumu görüp kabullenmiş ve müsafirlerini ağırlayıp uğurlamış. “ Dedem kuvvetli aşıkmış diyor. Abdal Dedem mahlasıyla söylediğini ama Der Abdalım mahlasının Hubyar’ a ait olduğunu söylüyor Hüseyin Dede. Tatlı Dervişin Deyişlerinin çok az kısmını ezbere bildiğini söylüyor. Yazılısı olmadığını ve eski aşıkların bileceklerini söylüyor.
Sultan Murat’ ın Hubyar Sultan’ ı Ziyaretiyle ilgili söylenmiş bir Deyiş
Engin ovalarda yurdun tutmadı
Zerrece işine hile katmadı
Sayrusunun bahçesine gitmedi
Kendi bahçesine girdi Hubyar
Gürgen çukuruna çok emek verdi
İbadet eyledi çiftini sürdü
Mümin kullar için bu yolu kurdu
Meylini irfana verdi Hubyar
Abu hayat soğuk sular akıttı
Türkçesini türlü devir okuttu
Meskenini Tekeli’ye çıkarttı
Sultan Tekeli’de durdu Hubyar
Sular gibi ummanına akardı
Cevlan eder dokuzlara çıkardı
Mehman gelir diye yola bakardı
Kendi Mehmanını gördü Hubyar
Alana manasın gayet kâr oldu
Binbir çiçek ile namesin oldu
Sultan Murat ordusundan gel oldu
Görünce önüne vardı Hubyar
Dolandı Mıhlıda önüne vardı
Sultan Murad Hubyara selamın verdi
Ve alleyküm selam selamın aldı
Onunca beraber geldi Hubyar
Kendi meskanını yurduna çıktı
Kendi ocağın ateşi yaktı
Aç korum orduyu Sultanda korktu
Küçük kazanını kurdu Hubyar
Dokuz bin asker davet eyledi
Bu kazanda cümlesini toyladı
Sultan Murat gördü hayret eyledi
Sofrasın meydana serdi Hubyar
Dedi derviş dedi bu nasıl emek
Bu kazandan çıktı her türlü yemek
Helal eyle derviş semayen verek
Cümlesini teman gördü Hubyar
Dedi derviş bu yaylada durunca
Bu kadar orduya nasip verince
Sen dua kıl biz sefere gidince
Orda hayır dua etti Hubyar
Dedi derviş yerin ne yüce yayla
Dedi sultanım dağ başı böyle
Sefere gidiyor sen imdat eyle
Güle güle gidin dedi Hubyar
Bir saat gitti de geriye geldi
Kendi ocağına nazarın kıldı
Işığın görende devaha geldi
Dertlilere derman oldu Hubyar
Yedi koyun vardı onu güderdi
Keserdi koyunu kurban ederdi
Yaz zamanı Dokuzlara giderdi
Sultan Tekeli’de durdu Hubyar
Mestane olmuşum senin derdinden
Güferiyem hiç çıkarmam virdimden
Bu ABDALI ayırmasın yurdundan
Sultan Tekeli’de kaldı Hubyar
Yolu hoş görülür Hubuıyarlının
Bir kuş bir çalıya çekmiş kalemi
Seyrediyor tozanlıyı alemi
Çıkakta Tekkeyi edek kelamı
Eli hoş görülür Hubuyarlının
Duman almış dokuzların başını
Gelinin aşukta yurlar başını
Yaredenden hayır diler işini
Yolu hoş görülür Hubuıyarlının
Akpınarın suyu akar yayladan
Feleğin kahrıdır bizi böyleden
Eli hoş görülür Hubuyarlının
Der ABDALIM ah çekiyor özünden
Ah çektikçe kan yaş gelir gözümden
Bir su içsem akpınarın gözünden
Suyu hoş gelir Hubyarlının
(Bu Deyiş Zile’nin Kervansaray Köyü’nden Hubyar dedelerinden İbrahim Ethem Baba’nın hatıra defterinden alınmıştır.)(Eraslan Doğanay)
HÜSEYİN ABDAL
Hüseyin Abdal aynı zamanda Hubyar Sultan ‘ ın Torununun oğludur. Yaşadığı dönem 1600 lü yıllardır. Türbesi Hubyar Sultan türbesinin yanındadır. Hüseyin Abdal’ la ilgili detaylı bilgi Hubyar Sultan’ ın sülalesi bölümünde verilmektedir.
Hüseyin Abdal’ ın dilden dile günümüze gelen bir deyişi
Beri gel beri gel divane aşık
Sen kıble ararsan kıble sendedir
Tanrı seni öz nurundan yaratmış
Hem din hem de iman Kabe sendedir
Evrahından evrahına nur kattı
Cümle melekleri hem secde etti
Cemaat ararsan iman sendedir
Gelmiş haber soruyorsun Mehdi'den
Erler imiş cümle ilime hükmeden
Ne ararsın Şam'ı şarkı Mekke'de
Kabe'yi beytullah Mekke sendedir.
Hüseyin Abdalım gezme ırağı
Güzel imiş Şeyh Safi'nin yüreği
Sunan için hak evinin durağı
Hoş bak vücuduna mehman sendedir
Ali gibi er gelmedi cihane
Ona da buldular türlü bahane
Yedi kez uğradım ulu divane
Divanda oturan Ali değil mi?
Binbir adı vardır bir ismi Hızır
Nerede çağırsan orada hazır
Ali padişahtır kanberi vezir
Bu fermanı yazan Ali değil mi?
Yarattı mülcemi oda oldu düşman
Kastetti Ali'ye sonra oldu pişman
Hani kitapta var ol Ömer Osman
Kur'an'da okunan Ali değil mi?
Aradım bulmadım derdime çare
Kusurum çok nasıl yaranı divana
Divanda oturan Ali değil mi?
Sabah olup güneş nurlar saçarken
Muhammed Ali’ye gönderin beni
Ruh çıkıpta kafesinden uçarken
Oniki İmama gönderin beni
Toplanın Muhibler irfan yurduna
Can dayanmaz ayrılığın derdine
Hüseyin Babayı koyun yurduna
İmam Hüseyin’e gönderin beni
Gülbenk çekin niyaz ile saz ile
Çok muhabbet ettim cilve naz ile
Ecel geldi fırsat vermez söz ile
Masumu paklara gönderin beni
Çok günler geçirdim hep yalan oldu
Arifler tanıdı kör inanmadı
Çıkıp hak yolunda şeytana kandı
Ecdadım Hubyar’a gönderin beni
Yaptım ahretimi hakka geçmeye
Beş gün kaldı şu dünyadan göçmeye
Hak nasip edeerse kevser içmeye
Pir Hacı Bektaşa gönderin beni
Dokuz yüz kırk yedi biz gider olduk
İhtiyarlık çöktü sarardık solduk
Ol Hakkın emrine biz razı olduk
Dedem Kul Yusufa gönderin beni
Atam Hasan baba beni çağırdı
HÜSEYİNİM tez gel diye bağırdı
Yaşım altmış dokuz sakal ağardı
Nur Hasan babaya gönderin beni
İstanbul’u sorsan dağdır meşedir
İçinde oturan beydir paşadır
Güzeller mekânı Kasımpaşadır
Bizden yâre selam söylen Turnalar
İndim Üsküdar’a bindim kayığa
Samsun’a gelince indim çayıra
Kayırırsa bizi mevlam kayıra
Bizden yâre selam söylen Turnalar
Amasya’yı sorsan padişah tahtı
Önümüz engebe Çengele baktı
Turhal’a uğradık gün öğle vakti
Bizden yâre selam söylen Turnalar
Biz de geldik Tokat’ın şarına
Herkes armağının alsın yârine
Hızıl enişte mamu beline
Görünür Dedemin elleri Turnam
Ben de çıktım Tozanlı’nın düzüne
Yüz sürelim toprağına tozuna
Eşikten içeri evin yüzüne
Omuzum köşeye vereyim Turnam
HÜSEYİN ABDALIM namın söylensin
Serilsin sofralar nimet yörüsün
Başa geller haller orda sorulsun
O yâr karşıma çıksın salınsın Turnam
Ozan Karaoğlan
Hubyar Sultan için deyiş yazan ve söyleyen ozanlar içinde en önemlisi ve en çok deyişi bulunanı Ozan Karaoğlan’ dır.
Karaoğlan 1690 yılında Sivas-Zara-ılıca köyü kargılı mezrasında doğmuştur. Asıl adı Hüseyin dir. Şiirlerini Karaoğlan mahlasıyla yazmıştır. Karaoğlan küçük yaşta saz çalmayı öğrenmiş, . Kargılı köyünde bulunan Derebeyi kargılı Murat onu yanına aşık olarak almış. Karaoğlan yüzlerce şiirler, deyişler söylemesine rağmen ismi hiç duyulmamıştır. Buna sebep olan şudur; Karoğlan ın doğduğu ve oturduğu yer olan kargılı köyünde Kargılı Murat namıyla bir Derebeyi yaşarmış. Bu Derebeyi etraftan haraç alır, kervanları soyarmış. Bu durumdan canı yanan ahaliden birisi durumu padişaha şikayet etmiş ve padişah III.Ahmet Kargılı Murat’ ın üzerine asker göndererek Kargılı Murat’ ı bozguna uğratmış. O zamanlar Alevi olan Kargılı köyü dağıtılmış. Yıkılıp yakılmış. Köy ahalisi başka köylere sığınmışlar. Ozan Karaoğlan’ da Akören köyüne sığınmış oraya yerleşmiş. Ozan Karaoğlanın soyu bu köyde asimle olmuşlar ve sünnileşmişler. Sünnileşen aile Dedelerinin Deyişlerini gün yüzüne çıkartmaktan çekinmişler bunda hem devlettin baskısı hem de ailenin etraftan ve sünni ahaliden çekincesi önemli rol oynamıştır. Karaoğlanın yazılı Cönkleri 1930 yılında Zara’ nın Eymir köyünde bulunan Molla Hasan tarafından günümüz Türkçesine çevirtilerek yine halk ozanı olan ve Zara ilice köyünde bulunan Kara İsmail’ e verilmiştir. Kara İsmil’ dan de Ozanın torunlarından olan Zara Akören köyünde bulunan ve geçmişine , kültürüne son derece bağlı bir kişi olan Araştırmacı Yusuf Çınar almıştır.
Yusuf Çınar’ ı Sevgili Dost Fikri Karaman sayesinde tanıdım. (A.Kenanoğlu) İlk önceleri her gün telefonla sohbet ettik. Övgüyle ve heyecanla elindeki deyişlerden bahsediyordu hep. 2001 yılı yazında Akören köyüne ve Yusuf Çınar’ a misafir olduk. Daha köyün girişinde bekliyordu bizi. Telefonda çok muhabbet etmiştik ama ilk görüyorduk birbirimizi. Evine çıktık, sofralar hazırlandı yedik içtik. Elinde bulunan Dedesi Ozan Karaoğlan’ ın deyişlerini getirdi. Heyecanla inceledim okudum. Aşağı yukarı 300 civarında deyiş var . Deyişler tipik bir Alevi Ozanının dilinden , sazından çıkmış. Hubyar’ la ilgili bir çok deyişi bir çırpıda heyecanla okudum. Yazık dedim yazık. Bu güne kadar Hubyar’ la ilgili olarak bu kadar değerli deyişlerin bilinmemesi çok yazık . Sadece Hubyar’ la ilgili olanı değil. Düvaz imamlar, aşk ve sevda şiirleri, hasretlik şiirleri bunların hepsi mevcut Ozan Karaoğlan’ ın cönklerinde. Cönklerin çevirilerinden konumla ilgili olanları ayıkladıktan sonra Zara’ ya gittik, fotokopi çektirmeye. Gezerek ve sohbet ederek döndük Akören’ e . Geceyi Yusuf Çınar’ ın evinde , kolu komşuyla beraber sohbet ederek geçirdik. Pek Karaoğlan’ a deyinmiyorlardı. Dikkatimi çekti. Sanki Yusuf Çınar’ dan başkası onun o köylü olduğunu Dedeleri olduğunu kabul etmek istemiyordu . Bu konuyu öbürsü gün açtı Yusuf bey, Karaoğlan’ ın mezarını bakmaya ziyaret etmeye gittiğimizde. Çok şaşırdım Karaoğlan’ ın mezarının yeri bile belli değil. Mezarlığın yanında ama Yusuf beyin söylediğine göre onu dışarı da tutmuşlar. Çevre duvarı örülürken. Yusuf bey epeyce mücadele etmiş Dava açmış. Mahkemelik olmuş. Bir çok Devlet kademesine başvurmuş. Burası Büyük Ozan , Ozan Karaoğlan ın mezarının yeridir. Burayı yaptıralım demiş. Muhtar karşı çıkmış burası yol mezar falan olmaz burada demiş. Köylüler ve Yusuf beyin bazı akrabaları karşı çıkmışlarr. Yusuf bey direnememiş fazla, pes etmiş gibi gözüküyor. Ama mezar yerini gösterirken de bir o kadar içini burukluğunu yüzünün ifadesinden anlıyorum. Bu çok değerli ozanın Mezarının yeri şu an yol gibi kullanılıyor. Ve bugün Sünnileşen torunları Dedelerini kabul etmek istemiyorlar. Yusuf Çınar hariç. O gün Yusuf Çınar’ la Ozan Karaoğlan’ ın doğduğu yerleri gezdik. Kargılı Murat’ ın öldürüldüğü yerleri. Yakılan yıkılan köyleri gezdik. Tabi şimdilerde bir kalıntı yok. Yeni birkaç ev yapılmış yerlerine.
Ozan Karaoğlan’ ın şiirlerinde Türk Halk Edebiyatı tüm özelliklerini görmek mümkün. Bu şiirler 11 li hece ölçüsü ile yazılmış. Bazıları 8 li hece ölçüsüyle söylenmiş. Şiirlerde yarım ve tam kafiye kullanılmıştır. Şekil ve muhteva bakımından mükemmel olan şiirlerde 6+5 veya 4+4 (semai) hece ölçüsü kullanılmıştır. Ozan Karaoğlan yaşantısına ve şiirlerine konu olan sevdayı, aşkı, ayrılığı, gurbeti, acıyı, manevi hazzı yaşamış ve bunları deyişlerine aktarmış bir ozanımızdır.
Ozan Karaoğlan’ ın bazı şiirlerinin Hubyar Köyünde bilindiği ve aşıklarca söylendiğine bir şiirini Annemin yanında okurken şahit oldum. Ben şiiri okurken Annemin birden gözlerinin yaşlandığını hissettim. Ne oldu Ana dediğimde “oğlum o okudun türküyü baban çok sık söylerdi” dedi. Bu sözler beni daha çok duygulandırdı. Babamın veya bizim köydeki eski Aşıkların Ozan Karaoğlan’ dan haberleri varımıydı bilemiyorum ama demek ki deyişleri biliniyordu.
Viran kaldı meskenimiz yurdumuz
Kalktı göç eyledi beyler buradan
Bitmez mola efkarımız derdimiz
Kalktı göç eyledi beyler buradan
Sultan Ahmet fermanları salıyor
Kanlı dertler yüreğimi alıyor
Kargılım yastadır güller soluyor
Kalktı göç eyledi beyler buradan
Osmanlı da geldi geceden bastı
Zalim düşmanların neyiydi kastı
Düşenin ezelden yoğumuş dostu
Bu sayfa 333 defa görüntülenmiştir.

:: Kızılbaşlık Nedir?
:: Ocak Nedir?
:: Aleviliğin Oluşumu
:: Anadolu Aleviliği
:: Aleviliğin Evrensel Değerleri
:: Alevilikde Cem ve Dede
:: Semah
:: Alevi Tasavvufu
:: Kurban Tığlama Törenleri
:: Cem ve Dualar
:: Kentleşme ve Alevilik
:: Yedi Ulu Ozanımız
:: Aleviler Ne İstiyor
:: Alevi Hak İhlalleri
:: Avrupa Birliği ve Aleviler
:: Avr.Birl.ve Alevi Örgütleri
:: Alevilikte Cenaze Töreni
:: Hubyar Ocağı
:: Hubyar Sultan Destanı
:: A.Keykubat ile H.Sultan
:: Babailer İsyanı ve H.Sultan
:: Hubyarın Kardeşi M.Baba
:: Banaz Türkmen Kurultayı
:: Hubyar Sultan'ın Evlatları
:: Belgeler
:: Celali İsyanları ve Hubyar Baba
:: Hubyar ve Sultan Murat
:: Hubyar Ziyaret Yerleri
:: Söylenceler
:: Beydili Boyu
:: Sıraçlar
:: Anşabacılılar
:: Ozanlarımız
:: Atalar Kültürü
:: İnanç ve İbadet
:: Hubyar Semahı




